Sınav Koçu Ömer kitabı 5. Taktik : Aşina olmak vs içselleştirmek özümsemek

Sınav Koçu Ömer kitabı 5. Taktik : Aşina olmak vs içselleştirmek özümsemek

A) Bir bilgiye aşina olmak o bilgiyi bildiğini öğrendiğini göstermez . Öğrenme psikolojisinde prime demek ( 16 )herhangi bir konu ile ilgili bir çağrışımın ön bir bilgi hazinesin olmasıdır. Bir bilgiye ön bir çalışma sonucu konun temel hatları zihinde bir şablon oluşturur. Bu şablon o konuyu öğrenmeyi o konuda öğrenmeyi oldukça arttıran ve işleyen belleği çalıştıran önemli bir etkendir . Zihninizde o konu ile ilgili geçmişten birazda olsa bilgi varsa o konuyu daha hızlı öğrenebiliyorsunuz. Oldukça olumlu görülen prime( hazırlanma ) olumsuz birçok şeye de sebep olabiliyor. Sizin bir konu ile ilgili temel bilginiz varsa hata bazı ayrıntıları biliyorsanız o konuyu iyice bildiğinizi varsayarak birçok ayrıntıyı kaçırabiliyorsunuz . Daniel Kruger effecte değindiğimiz biraz bilgilenmek cesareti arttırdığı gibi bu cesaret cehaletten gelmektedir. Ve bu cehalet yeterince bilgi sahibi olmadığını fark edememenize yol açar . Özellikle soru çözerken soruda size tanıdık gelen bilgilerin olması ; o soruda sorulan bilgiyi iyi bildiğinizi göstermez. Bundan dolayı emin olamıyorsanız o konuda primenız var demektir. Ancak nüans bilgilerli iyice öğrenmemişsinizdir. Aynı şekilde sorudaki çağrışımınız olması o soruya dikkatsiz yaklaşmanıza sizi rehavete kapılmaya itebilir. Unutmayın ki emin olamıyor, hata yapıyor ve boş bırakıyorsanız ; o bilgi zihninde yeterince bağlantı kurulmamış yani tekrara ihtiyaç var.

B) Beyin esnek bir yapıdadır (neuroplasticity ). Bu yapısı sayesinde zihin her tür bilgi ve beceriyi öğrenme potansiyeline sahiptir. Öğrendiğimiz yeni şeyler beynimizi değiştirir. Ve pratik yaptıkça o işi hem daha kolay hem daha hızlı yaparız .Neyde derinleşirsek neyi çok yaparsak onda ustalaşırız. Beyin sürekli öğrenir ve öğrenilen bilgiler ve bağlantılar ; tekrar ve pratik sayesinde yapılan işte ustalaşır. Yani becerisi artıkça yapılacak işi daha hızlı daha başarılı yapacak hale gelir. Bir şeyi özümsemekse o konuyu derinlemesine düşünerekten edinilmiş yoğun bilgi ve tecrübenin duygularla birleştirilmesiyle gerçekleşir. O bilginin sizin olması , onu kullanabilir hale getirir ve onu yaratıcı biçimde çevirebilmenizi sağlar. Yapılacak tekrar ; görevi ve bilgiyi öğrenmeyi kolaylaştırır. Ancak özümsenizi sadece o soruyu çözmek değil çözüm yöntemindeki düşünme biçimini öğrenmeniz sağlar .

Soru çözümüne , soruyu anlamınızı sağlayacak açıklama yazmanız , kendi sözcüklerinle çözümü anlatabilmeniz ve destek almadan o konun soru tipini çözebilir hale gelmeniz soruyu içselleştirmenizi sağlayacaktır .Sorunun özünü anlayıp, çözüm mantığını kavrayamamışsan , o soru , o konu yani o ders her geldiğinde yapıp yapamayacağın belirsiz olur. Belirsizlik seni kaygılandırır. Önemli olan savaşı bir kez kazanmak değil her zaman kazanabilir hale gelmektir.

C) Çoğu kişi matematiği yapamaz çünkü konuları içselleştirmemiş olup ezberlenmiştir . Matematikte sorulan soruların büyük bir kısmı özellikle son 5 senede ;daha önce karşılaşmadığınız orijinal sorulardır. Matematik O an soruyu okuyup anlayıp düşünerek çözebileceğiniz sorulardan oluşuyor . Çünkü matematik; sorunu anlama ve çözme becerisinden ibarettir. soru tipinin çözüm yöntemini ezberlemek yeterli olmaz .Matematikte konuları ve soru çözüm mantığını içselleştirmeniz olmanız gerekiyor ki gelen orijinal sorularda korkup kaygılanmayın . Her tür gelebilecek soruya da hazır olun . Bir çok kitapta sorular eski düzende kaldı .Sınava çalışan çoğu kişi matematik için soru tiplerini ve temel bilgi ezbeleyerek sınava hazırlanıyor . Bu soru yöntemleri sadece o soruyu çözmenize yarabilir .Yani balık verildi size. Balık tutma öğretilmedi . Konuları kavramadığınız ve içselleştirmediğiniz için soru çözümünün mantığını öğrenemediniz. O çözüm yöntemininin özünü derinlemesine öğrenmezseniz , sadece o soruyu yapabilirsiniz. Soru çözme becerinizi geliştirmeniz gerekiyor . Beceri kazanmak binlece tekrarla olur .Ancak bu tekrarlar gelişerek ve hataların analiz edilmesiyle gerçekleşir. İlk defa karşılaşıp o an düşünüp anlayıp çözmeniz gererken binlerce problemle o kadar çok uğraşmalısınız ki soru çözme beceriniz esnek düşünme yeteneğiniz gelişsin. Bu tarz sorular için Acil yayınlarının sorularına matematik için bakınız. Veya çok popüler olan pisa sorularına bakın . Pisa da matematik soruları türkçe gibi; türkçe sorularıysa matematik gibi . Çünkü matematik sorusunun çözümünün büyük kısmını o soruyu paragraf çözer gibi okumaktan ve anlamaktan geçiyor. Nasıl ki paragrafı anlarsan şıklardan doğru olanı seçersin. Matematikte doğayı anlamamızı ve doğada karşımıza çıkan sorunları çözmemiz için geliştirilmiştir. Her tür sorunu çözmenin tek yolu sorunu özününü anlamaktan geçer. Bizse anlamak yerine hızla sonuca ulaşmak hızla çözmek isteriz. Matematik quick fix yani hızlı sonuç bekleyerek çözülemez . Evet matematik sorularını çok hızlı çözebilir hale gelebilirsiniz. Buradaki hızı oluşturacak olan ustalaşmadır. Ustalaşmada binlerce tekrardan ve gelişerek çalışmanızdan kaynaklanır , zekanızdan değil. Konu sınava hazırlıkken sizi başarıya götürecek olan zekanız değil stratejik çalışmanızdır. Herhangi bir konu veya soru tipi ile ilgili sadece prime ınız varsa yani yüzeysel biliyorsanız ne konu içselleşmiştir , ne de çözüm mantığı veya düşünme mantığı iyice kavranmıştır. Diğer derslerde yaptığınız gibi anlamadan acele biçimde ezberlediğiniz yöntemleri uyguluyorsunuz . Ama olmuyor. Matematikte başarı için anlayışınızı arttırmanız gerekiyor . Soruları anlamaya çalışmalısınız , hızla sonuca ulaşmaya çalışmak yerine . Hızlı sonuca ulaşma isteği kaygıdan kaynaklanıyor .Ve sizi düşünmeksizin karar almaya itiyor. Sorunun cevabını alel acele ararken ilkel zihin kontrolü alıyor ve tunel focus ( sınırlı dikkat ) devreye giriyor. Bakış açınız sınırlı oluyor ve aklınıza gelen ilk bilgiyle yani o konudaki bildiğiniz tek çözüm yöntemini uygulamaya çalışıyorsunuz . Ancak bunu yaparken soruyu anlamadınız .Sorunun ne sorduğunu bilmeden , eski bilgilerinizle bu sorunu çözemeyeceksiniz. Çünkü soruyu anlayamıyorsunuz. Normalde yapmamız gereken , bu yeni yöntemi öğrenmek veya o an çözümlemek . Soruyu eski billerinizle de yapabilirsiniz . Ancak bunun için soruyu özetlemeli , basitleştirmelisiniz .Eski bilginizi bu soruya dayatıyorsunuz ve sonuçta vakit kaybı oluyor .Einstein : ‘ Eğer dünyayı kurtarmak için 1 saatim olsa, problemi tanımlamak ve anlamak için 59 dakika, çözüm için 1 dakika ayırırım ‘ der. Yani bir sorunu veya soruyu çözebilmek için öncelikle okuduğunuzu çok iyi anlayabiliyor olmanız gerekiyor. Anladıktan sonrada elinizdekileri kullanarak eski bilgilerinizden de yararlanıp sonuca nasıl çıkacağını düşünmelisiniz. Ayakkabınız düğüm oldu . Eğer acele ederseniz ve düşünmeden impulsive olarak bağı çözmeye çalışırsanız , tam tersi daha çok düğüm olacaktır. Matematik sorularını çözerkende aynı olay oluyor. Matematik sorularını paragraf sorusu gibi çözmeye başlamalısınız. Acele edince ne esnek düşünebiliyorsunuz ne de objektif yakalaşabiliyorsunuz .Hem dikkatiniz de dağılıyor .Çevreyi görürken odağınız daralıyor ve sınırlanıyor . Ve acele ederken hem etraf dağılıyor. Bulmanız gereken şeyi bir türlü bulamıyor ; acele ettikçe aslında vakit kaybediyorsunuz. Bu kaygılı zihnin en güzel özeti . Süreci hızlandırmaya çalışırsanız sonuç gecikecektir. Çünkü sonuç alma süreci boyunca mindless olacaksınız . Yani beyninizin çok işlevsel ve verimli kısımlarını kullanamayacak , ilkel kısımları ile hareket edeceksiniz .Bundan kaynaklı alacağınız sonuçta performansınızda düşük olacak. Bunun alternatifi mindfull olabilmektir ( taktik 9 )

Stresli olunca ya bir an önce o durumdan kaçmak isteriz . Ya savaşırız , etrafı dağıtır , sinirleniriz veya donarız. Donmak hiçbir şey yapamaz olup öğrenilmiş çaresizliğe girmek demektir. Bir çok kişi matematikteki sorun yaşanmasının temel sebebi , matematik soruları onların bilgi ve becerilerinin çok üstünde olduğu için yoğun stres hissederler .Stresleri donma tepkisine yani öğrenilmiş çaresizliğe dönüşüyor.Donma tepkisi depresyon dur. Oluşumuz durumdan kurtulamayacağını düşünüp hareketsiz kalmaya kendi mahkum etmektir.Bu süreçler bilinçdışı gerçekleşir. Donma tepkisinin ,öğrenilmiş çaresizlik ile ilgili temel şöyle bir deney vardır. Fare suya atılır fare çabalar mücadele eder . 15 dakika kurtulamazsa çaba göstermeyi bırakır. Ve donma tepkisi vererek , hayati fonksiyonları en aza indirger. Ancak başka bir deneyde fare çaba gösterip 15 dakika sonra sudan kurtarılırsa yani hayatta kalmasının onun çabasına bağlı olduğu hissi oluştururlarsa 15 dakikada öğrenilmiş çaresizliğe giren fare 72 saat yüzmeyi sürdürür (17 ) . Başarının , yapabilmenin tamamen senin çabana bağlı olduğunu anlarsan ve başarman için ne kadar çaba gerekiyorsa o kadar çaba gösterirsen her tür dersi de konuyu özümsersin . Ve her tür sorunu yapabilir hale gelirisin . Başarmıyorsan bunun yeterli denemeyi yapmadan veya doğru çalışmamandan kaynaklandığını fark et . Pes etmek yerine başarısızlığını analiz edip hatalarından öğrenerek , çabalamayı sürdürerek öğrenilmiş çaresizliğe girmek yerine o işi başarıyla tamamla .

D)Bilgiyi hafızaya atmak için en az 5-9 arası aşinalık gerekiyor . Herhangi bir bilgiyi iyice zihninize oturmak için o bilgiye çok sayıda aşinalık gerekiyor . Çok sayıda tekrar lazım. Çalışırken daha çok duyu organını kullanmak (ör konuyu seslendirmek ,dersi dinlemek okumak ,görselleştirerek hayal etmek ) hafızanıza olumlu yansıyacaktır . Ama tüm bunlardan daha önemlisi prime ( temel bilgiyi aşinalığı ) içselleştirmeye dönüştürmeniz için bilgiyi duygularınızla birleştirmelisiniz. Bilgeliği oluşturan da budur. Çünkü duygularınızı hatırlama oranınızı arttıracak. Çünkü beyin için önemli olan hatırlamaya değer şeyler içinde duygusal yük barındıranlardır . Duygularınla öğrendiklerin arasında bağ kurarak bilgilerin iyice içselleşmiş olacak

E)Bir bilginin bulunabilir olması doğru olduğunu göstermez. ilk aklına gelen bilginin doğru olup olmadığını ölçen bir deneyde (18) ilk aklına gelenin doğru olma ihtimali düşük çıkıyor. Yani soruyu çözerken 2 şık arkasındasın aklına ilk gelen şık yanlış olması daha olası. Ama yanlış yada doğru olmasının bir önemi yok . Çünkü amaç o soruyu bir kere doğru yapmak değil her zaman doğru yapabilir hale gelmektir. Aklına daha çok yatan şıkkı işaretleme sebebin , o bilginin zihninde bulunabilir olması ( yani prime var ve aklına ilk o geldiği için) . Bundan dolayı böyle arada kaldığın sorularda sallamak yerine , emin değilsen bir şıkkı işaretleyebilirsin ancak geçme . O gün veya o hafta içinde çss yaparken o soruya dön. O bilgiden temelinin olduğunu ancak bir şeyleri tam bilmediğini farkına var .

E. Bulunabilirler hatası aklına gelen ilk bilgiyi referans alarak karar almaya yanlış çıkarımlarda bulunmaya denir. ( 19 ) . Dış görünüşe göre ön yargılı varsayımda bulunmakla ilgilidir . Hale effect ve halo etkisi bulunabilirlik hatasından kaynaklanır . Halo etkisi ( 20 )dış görünüşteki ilk olumlu etki sonucu o şeyle ilgili görünüşle alakasız olan olumlu şeyleri düşünmekle ilgilidir . Örneğin dış görünüşü kısa olan bir soruyu basit zannetmek gibi . O soru kısa diye özellikle paragraf sorusunda onu olduğundan basit algılarız . Onu çantada keklik görürüz yeterince dikkatimizi vermediğimiz içinde hata yaparız . Bunun tersi de hale etkisidir (21) buna göre ; dış görünüş ile ilgili oluşan ilk olumsuz izlenimin o şeyle ilgili görünüşle alakasız birçok konu da olumsuz düşünceler oluşmasına sebep olur.. Bunun sınavlarla ilgisi nedir ? Uzun soruyu görünce aklına ilk ne gelir? Zor olduğu , uğraştırıcı , korkutucu ve yapma ihtimalim düşük olduğu. Bu gelen olumsuz çağrışımlar o soruyu çözerken 1-0 geriden başlamana sebep oluyor. Hale etkisinden dolayı sorunun uzun olması seni korkutuyor. Olduğundan daha zor algılıyorsun. Halo effecten dolayıda kısa soruyu çantada keklik görüp zaten kolaydır diye yeterince dikkatli çözmüyorsun . Yani sorunun dış görünüşünün seni etkileyerek otomatik karar verdiriyor.

Halbuki , bir sorunun uzun olması içinde ıvır zıvırın çok olduğunu gösterir. Önemli kısımları ve bilgileri soruda belirttikten sonrası zaten işin hikayesi çöpü. önemli kısımların altını çizebilirsin .Matematik sorusu ise soru ile alakalı bilgileri belirt . Kalanıda olayın hikayesi .Hikayeye takılarak önemli ayrıntıları kaçırma .İntegralda u dönüşümü diye bir olay vardır . Bu işin felsefesini en iyi gösterir. Karmaşık bir denklemi çözmek oldukça zor dur . Denklemi çözebilmek için sadeleştirmelisin ve onu basit bir hale dönüştürmelisin ki soruyu çözebilesin . Basit halini çözdükten sonra kapsamlı denklemine dönüştürür . Böylece çözüme hızla ulaşırsın .

Ancak sorunun içindeki kıymetli bilgileri kullanarak basitleştirebilirsin . Böylece soruyu çözmen çok daha kolay olacak. İşin özü bu ; zor olanı iyice anlamlandır ve kolaylaştırmaya çalış .İçindeki gerekli ile gereksizi ayır. Bu ayırım işleminde dönüşümü kullanacaksın, yani basitleştireceksin . Gereklileri bilgileri kullanarak soruyu çözeceksin.

F) E) Primenızın olması yani konuyla ilgili bir temelinizin olması , ve o konuya daha önce maruz kalış olmanız ; korkunuzu azaltacaktır, belirsizliği azaltacaktır. Aşina olmak kaygıyı azaltacak önemli bir ilaçtır. Bilinmeyeni tehlikeli olarak algılarız . Bilinmeyenden korkarız . (22) Bir bilgiye birkaç defa maruz kalmak onu tanıdık hale getirir , belirisizlik gider . Böylece ona güvenebilir hale geliriz. Bazı korkuları yenmek için terapilerde yapılan korkulan şeye kişiyi maruz bırakmaktır. Aşinalık , maruz kalma sayesinde hassaslaşmış olduğumuz bir çok uyaranı normalleştirmeyi öğrenmiş oluruz. Reklamların temel amacı o markayı ve ürünü bulunabilir hale getirmektir (23) . Bulunabilir olan yani aşinalığımızın oluşmuş olduğu markalara güvenme olasılığımız diğerlerinden çok daha yüksektir. Aynı şey bilgi içinde geçerli . Bir sorudaki bilgi bize tanıdık değil , bilmediğimiz yerlerden geldiyse tehdit olarak algılıyoruz . Korku sistemi devreye giriyor ve doğal stres tepkisi verip kaygıyılanıyoruz .

Aşinalık ve maruz kalma korkmanıza rağmen , yüzmeyi bilmesenizde suya atlayarak olur . Suya atlayınca çok tepineceksiniz kontrolü yitireceksiniz. Ancak bu kontrolü yitirdiğinizde ve kontrol edemeyeceğiniz şeyler ile mücadele etmeyi bırakınca hayat sizi batmaktan , boğulmaktan koruyacak. Yani sorun çabanızın yanlış yönde olması. Suyla güreşmek ve akıntıya karşı mücadele etmek yerine kontrol edemeyeceğiniz şeyleri bıraksanız her şey çok daha huzurlu olacak. Çevreniz huzurunuzu oluşturacak . Çevrenizle savaşmak yerine elinizdeki kaynakları kullanarak çevrenizi güzelleştirmeye enerjinizi harcayacaksınız.

Referanslar :

16 . learning and memory from Brain to behaviour Third edition kitabı

17. Prof. Curt Richter Yıl, 1957. Yer, Yale Üniversitesi psikoloji laboratuarı. https://www.hurriyet.com.tr/ovgu-cocuklara-nasil-zarar-veriyor-24648735

18. https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ozgur-bolat/sinavda-akliniza-ilk-gelen-yanit-dogru-mudur-40881906

19. Bu konu Stuart Sutherland ‘ in irrasyonel kitabında konu çok detaylı işler

20. https://evrimagaci.org/halo-etkisi-nedir-insanlar-neden-kitabi-kapagiyla-yargiliyor-11610

21. https://tr.wikipedia.org/wiki/Halo_Etkisi

22. The neuroscience of Shopping ( marketing and Manipulation ) udemy eğitimi Gregory Careman

23. Stuart Sutherland ‘ ın irrasyonel kitabı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir